Kılıbık Kamil Psikolojik Analiz
Hayatınız boyunca hangi
etiketleri taşıdığınızı hiç düşündünüz mü?
Kamil'e mahalledeki herkes
ve ailesi “kılıbık” diyor. Evden işe işten eve giden bir hayatı var
Kamil’in. Bir de mahalle esnafına yüklü bir borcu. Dolayısıyla pek de etiketinin
ötesinde onu seven birini görmüyoruz. Oğlu hariç. Oğlu babasına gerçekten
ulaşabilen, etiketlerinin ötesinde onunla konuşabilen tek kişi. Derken öyle bir
olay oluyor ki Kâmil’in etiketi birden “Karabela” olarak değişiveriyor. Herkes
ona hürmet etmeye, hiçbir kıymet vermedikleri adamı saymaya başlıyor.
Etiketler gerçekten bütün
imajımızı, duruşumuzu, konuşma şeklimizi değiştirecek kadar önemli mi? Yıllarca
üzerimize yapışmış etiketleri değiştirebilirsek o zaman olmak istediğimiz kişi
olabilir miyiz?
Kamil farklı birine dönüşüp hayatını değiştiriyor.
Öncelikle Kâmil’in psikolojik
durumuna bir bakalım. Kendisi aşırı derecede uyumlu bir karakter, çoğu zaman
güler yüzüyle herkesin suyuna giden biri. İğneleyici sözleriyle alttan alta
lafını söylese de kimseyle çatışmaya girmeyeceğini tahmin edebiliyoruz. Tartışmalardan,
sınır çekmekten, hayır demekten kaçan biri hakkında çoğunlukla kötü düşünmeyiz
değil mi? Çünkü kimseye zararları olmaz. Onların zararı daha çok kendinedir.
Mesela bu sahnede eşi daha fazla para vermediği için ağlıyor, Kâmil de
kıyamayıp tüm parasını veriyor, hatta simit parası almak için eşinden izin
alıyor. Yeter ki tartışma çıkmasın, ailesi üzülmesin diye düşünüyor.
Tanıdık geldi mi?
Peki neden bu insanlar kendini
yiyip tüketme pahasına uyumlu davranmaya devam eder? Evet, sevilmek ve
onaylanmak için. Oradan gelen eksikliği, herkesi memnun etmeye çalışarak telafi
etmeye çalışırlar. Ki Kâmil’in küçüklüğünden itibaren hem dışlanıp hem de
haksız yere cezalandırıldığını da görüyoruz. Bunu birden çok defa yaşıyor.
Suçsuz olduğunu ispatlayamayan birinin kendini kanıtlamak, iyi biri olduğuna
inandırmak için daha iyi davranması çok normal değil mi? Biz insanlar neyin
eksikliğini yaşıyorsak onun telafisini yapmak için davranışlarımızı ve yaşama
şeklimizi değiştiririz.
İşte biz davranışımızı
değiştirdiğimizde karşımıza “Kendini Gerçekleştiren Kehanet” çıkar. Kendini
Gerçekleştiren Kehanet, farkında olmadan inandığımız şeye göre hareket edip
onun gerçekleşmesini sağlamamız demek aslında, ve o şey gerçekleşince de “bak
ben demiştim” diye kendimizi doğrularız. Hemen Kâmil üzerinden bakalım. Kâmil
ekonomik anlamda çok sıkışık, borçları yetiştiremiyor, evi geçindirmekte
zorlanıyor. Eşi ve kızı ise Kâmil’e daha fazla baskı yapıyor. Kâmil iyice
sıkışmış hissederken bir de ev sahibi kirayı arttırmak isteyip onu sürekli
baskılıyor. Kâmil kendini çaresiz hissedip “ne yapsam olmayacak” düşüncesine
kapılıyor ve onun evini başına yıkan kişilere karşı bile yumuşak davrandığını
görüyoruz. Kâmil herhangi bir sınır çekmeyince etrafındaki kişiler ona daha çok
yükleniyor. Dolayısıyla hiçbir şey değişmiyor. Tıpkı Kâmil’in düşündüğü gibi
“ne yapsa olmamış oluyor”. Çünkü Kâmil orada daha uyumlu davranmayı farkında
olmadan seçiyor. İşte buna da Kendini Gerçekleştiren Kehânet deniyor.
Tüm bunlar evde de
karşılığını buluyor tabii ki. Eşi Mihrimah, Kâmil’e yüklendikçe yükleniyor. Onu
ezik olmakla, bir şeyi başaramamakla, eve daha fazla para getirememekle
suçluyor sürekli. Baba eviyle kıyaslıyor, hayatının ne kadar iyi olduğunu
vurguluyor. İstiyor ki Kâmil, haksızlıklara karşı sert dursun, sesi gür çıksın,
sözüm ona “erkek gibi erkek” olsun. Hatta oturuşuyla bile alay ediyor onun.
Kamil bunlara karşın şakaya vuruyor, sessiz kalıyor ve sahiden de boynu bükük
oturuyor. Aslında diğer insanlara karşı gösterdiği o yumuşaklığı Mihrimah’a da
göstermeye çalışıyor çünkü böylece çatışmadan onun sevgisini sürdürebileceğini
düşünüyor. Evet, kısa vadede tartışmaları bu şekilde aza indirebilirsiniz. Daha
az kavga eder, huzuru bulacağınızı düşünürsünüz. Fakat uzun vadede ne yazık ki
öfke birikebilir içinizde. Bu da aslında ilişkiyi aşındırır. Kâmil hayır
diyemedikçe saygı sınırlarının biraz daha aşılmasına sebep oluyor aslında
istemeden. Bu da Mihrimah’ta net bir şekilde gördüğümüz “Evi ben çekip
çeviriyorum” algısını güçlendirir. Kâmil’e karşı ezici tutumunu bir noktada
Kâmil’in beslediğini görebiliriz böylece.
Bu sırada oğlu Erol’un daima
babasını korumaya çalıştığını, ona sevgisini göstermekten hiç sakınmadığını,
gerçekten Kâmil’in içini en samimi şekilde açtığı kişinin o olduğunu görüyoruz.
Erol, Kâmil’i tüm etiketlerinden de öte olduğu kişi olarak seviyor. Bu da
aslında filmin sonunda Kâmil’in o aşamadığı uyumlu olma ihtiyacını bile
aşmasına sebep oluyor. O üzerine yapışmış “kılıbık” etiketini aşması gerçekten
onu gören kişi sayesinde olmuş oluyor.
Bence filmin en bariz
hatırlattığı konu “etiketlerimiz”. O nedenle bu videoyu da bu başlık üzerine
kurmak istedim. Etiketler aslında çevremizin ve kendimizin bizi nasıl tanımladığını
anlatan bir tabir. Tıpkı bir kıyafetin etiketi olması gibi. Ama buradaki sorun,
insanların çok daha derin katmanlı varlıklar olmaları. Tek bir nitelikle
kendimizi tanımladığımızda ona göre davranmaya başlıyoruz, o etikete
hapsoluyoruz bir nevi. İşin trajikomik yanı da tam bu filmde gösteriliyor.
“Karabela” namıyla bilinen bir katilin suçları Kâmil’in üzerine kalıyor.
Böylece Kâmil’in etiketi de kılıbıktan karabelaya tabiri caizse terfi oluyor.
Artık o sessiz, uyumlu, güleryüzlü biri değil; o artık birilerini öldürebilecek
kadar gözükara, cesur ve tehlikeli biri. Bu değişim herkesin onun elini
öpmesini sağlıyor. Toplumun gücü şiddetle karıştırmasının ekmeğini Kâmil yiyor
ve öyle ki duruşu, bakışı ve konuşması bile adeta değişiyor. Gerçek Karabela ortaya
çıktığında ise yeniden “Kılıbık” ismine geri dönüyor. Etiketlerin ne kadar
yanıltıcı olduğunu ve bir insanı tanımlayamayacak kadar basit olduğunu
kanıtlamış oluyor. Dolayısıyla etiket eski haline döndüğünde Kâmil de eskisi
gibi davranmaya başlıyor. Çünkü orada içsel bir dönüşüm değil, dışsal geçici
bir değişim yaşıyor.
Asıl dönüşümü ise oğlu
sayesinde gerçekleşiyor. Size bahsetmiş olduğum oğlunun etiketlerden öte
kendini sevmesi, gerçekten Kâmil’in kalbine ulaşmış olacak ki sırf tartışmamak
için her şeye uyum sağlayan o adam bir anda oğlunu döven insanları tek tek
dövüyor. O noktada Kâmil’in gerçekten değiştiğini, etiketlerin ötesindeki
benliğini ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bunu yapmasının tek sebebi
Erol’a duyduğu sevgi. Gerçekten onu gören tek kişiye karşılığını kendini
tanımladığı şeylerin ötesine geçerek veriyor.
O halde kendi etiketlerimizin
ötesine geçip gerçek benliğimizle davrandığımızda ancak olmak istediğimiz kişi
olabiliriz. İşin sırrı belki de neyi önemsediğimizi bulmaktan geçiyordur.


Yorumlar
Yorum Gönder