Nedir Bu "Otomatik Düşünce"?



İlk yazımızı, sayfamıza adını vermiş olan "Otomatik Düşünceler" terimini açıklayarak başlamak istedik. 
Otomatik düşünceler, dışarıdan gelen herhangi bir bilgiye, zihnimizin çok hızlı bir şekilde verdiği yanıtlardır kısaca. Bu düşünceleri bir anlamda kendimizle yaptığımız diyaloglar olarak tanımlayabiliriz. Fakat bu düşüncelerin en önemli özelliği bilinçsizce belirivermesidir. Bizim üzerinde düşünüp taşınıp karar kıldığımız fikirler değildir bunlar, geçmişten gelen şemalarımızın etkisiyle birden doğan düşüncelerdir. Bu düşünceler olumlu olabildiği gibi, olumsuz da olabilir.
Yani otomatik düşünceler, her birimizin sahip olduğu mekanizmanın ürünüdür. 
Peki bu düşüncelerin yaşamımız üzerindeki etkisi nasıl olur?
Bilişsel terapi, bize düşüncelerin duyguları, duyguların ise davranışları doğurduğunu öğretir. Bu öğretiye göre otomatik olarak zihnimize gelen düşünceler bizim o anki ruh halimiz üzerinde etkili bir güce sahiptir.

Mesela, sabah uyandınız ve yağmur yağdığını gördünüz. İçinizden "Of, hava çok kötü bugün ya" diye geçirdiniz. (İşte bu düşünmeden içinizden geçirdiğiniz düşünce sizin otomatik düşüncenizdir.) Sonra biri sizin keyifli olmadığınızı gördü ve "Modun düşük sanki, bir şey mi oldu" diye sordu. Siz de "Havadan dolayı keyfim yok pek" diye cevap verdiniz.
Şimdi burada duralım.
Havanın kötü olması insanın moralini bozmak için bir sebep midir? 

Aslında hayır.

Bu bizim otomatik düşüncemizdir. Çünkü tek başına havanın bozulması aslında bir şey ifade etmez. Bir şey ifade etmesi, başka şeylerle bağlantısıyla mümkündür. İşte burada "Bilişsel Şemalar" devreye girer. 

Yukarıdaki hikayedeki karakterin şeması şu şekilde olabilir mesela: Küçüklüğünde dışarı çıkmak için can attığı bazı günler, annesi yağmur yağdığı için ona çıkamayacağını söylemiştir. Yağmurlu günlerde eve geldiğinde, paçaları çamur olduğu için azar işitmiştir. Bu verileri toplayan zihni, yağmurun kötü bir şey olduğu şemasını geliştirmiştir. 

Yani bu hikayedeki kişinin moralinin bozulmasının sebebi havanın yağmurlu olması değil, yağmurlu havanın onun zihnindeki karşılığıdır. O halde geçmiş yaşantılar şemaları oluşturmuş, şemalar ise otomatik düşünceleri ve düşünceler de duyguları oluşturmuş diyerek özetleyebiliriz. 

Peki davranış boyutuna nasıl ulaşır bu durum?
Kendinizi o karakterin yerine koyun. Hava kötü, moraliniz bozuk, "yağmurda dışarı çıkılmaz"; ne yaparsınız? Muhtemelen evde kalıp içinize kapanırsınız. Çünkü havanın bozuk olması, başkalarıyla uzaktan görüşmenize veya farklı çözümler üretmenize engel değil fakat negatif duygularınız çözümler üretmeye engel olabilir. 

Yalnızca düşüncelerin duygular üzerine nasıl etkisi olduğunu bir de hikayeyi tersten okursak görebiliriz belki de: Sabah uyandınız, hava yağmurlu. Perdeyi açarken "Hava bugün yağmurlu" diye düşündünüz. Yağmurlu havaya göre planınızı düzenlediniz ve hayatınıza bu şekilde devam ettiniz. Bu senaryoda ruh haliniz dengede kaldı ve enerjinizi farklı alana yöneltmiş oldunuz.

Otomatik düşüncelerin doğmasına engel olamayız, ki zaten bunun bir anlamı da yoktur. Çünkü bu zihnimizin doğal bir mekanizmasıdır. Otomatik düşünceler işleyişin bir parçasıdır. 
Bizim doğru yönetmek istediğimiz konu, otomatik düşüncelerin hayatımız üzerindeki etkileridir.

İlk kural, fark etmektir.
Kendimiz ile konuşuyoruz, diyoruz ki "bak geçmişten şu şu veriler var, eğer bunun için önlemini almazsan bu olur." veya "Bu durum daha önce canımızı yakmıştı bak, dikkatli ol" gibi. 

Eğer zihnimizin bize getirdiği bu bilgiyi sıcak bir şekilde karşılayıp bu düşünceyle ne yapacağımızı iyi bilirsek o zaman kontrolü bilinçli benliğimiz ele almış olur. Yani gelen bilgiyi yararlı bir hale dönüştürmemiz gerekir. Bu da ikinci aşamayı oluşturur. 

O halde otomatik düşünceler aslında, bizim kendimizi daha iyi tanıdığımız, bizim hakkımızda bilgiler veren iç diyalogumuzun parçasıdır. Düşünceler duyguları oluşturduğundan, düşüncemizden aldığımız bilgiyi doğru yönetirsek seçimlerimizi daha sağlıklı yapmamız mümkündür. 

Bazen ise bu düşünceler, aynadan yansıyan gün ışığı gerçekçi ama olduğundan farklı şekilde çarpıtılmış olabilir. Bunu fark etmek ise biraz daha zor olabilir. Bu düşünce şekline "Bilişsel Çarpıtma" deriz. Fakat bu konu için farklı bir yazıda buluşalım.

O zamana dek kendinize ve düşüncelerinize iyi bakın 💙


Burns, D., (2006), İyi Hissetmek, (63.Baskı), Psikonet Yayıncılık.
ULUSOY, M. A. (2023). Ortaokul Çocuklarının Algıladıkları Anne Baba Tutumları ile Çocukluk Dönemi Otomatik Düşünceleri. Uluslararası Türk Kültür Coğrafyasında Sosyal Bilimler Dergisi, 8(1), 51-65.

Yorumlar

Popüler Yayınlar