Eşref Tek Psikolojik Analiz | Eşref Rüya
1. Giriş:
Hepiniz Bir, Eşref Tek
Son zamanlarda video editleriyle sosyal medyayı kasıp kavuran bir karakter var: Eşref Tek.
Eşref’in
karakter çizgileri çok net. Nerede ne yapacağını tahmin edebiliyoruz kolayca. Kendi
doğrularına ve önemsediği şeylere çok bağlı biri. Belki de bu kadar
sevilmesinin bir sebebi bu kadar net duruşu olan bir karakter olmasından
kaynaklanıyor.
Peki hiç
düşündünüz mü Eşref’in bu belirgin çizgileri nasıl oluştu? Nasıl bu kadar güçlü
olabiliyor? Neden yıllardır tek aşkı olan Rüya’ya hala gönülden bağlı? Nasıl
oluyor da yetim çocuklara karşı çok merhametli olduğunu gördüğümüz bu adam,
birinin yanlış olduğunu düşündüğünde gözünü bile kırpmadan canına kıyabiliyor?
Hadi bugün Eşref’in psikolojisinin derinlerine inelim, buz dağının görünmeyen yüzünü inceleyelim!
2. Geçmişin Getirdikleri
Eşref, çocukken ailesini kaybetmiş
bir karakter. Bu nedenle aidiyet duygusunun tam olarak gelişmediğini
söyleyebiliriz. Peki bir insan kimliğini oluşturduğu yaşlarda bağlılık
duygusunu yeterince yaşayamazsa bunu hangi duyguyla kapatır? Eşref’te de olduğu
gibi bunun güçlü olma arzusu olduğunu söyleyebiliriz. Eşref kendisini kolları
altına alacak bir aileye sahip olmadığından, hayatta kalma iç güdüsü onu güçlü
biri olmaya itmiş. Onu her sahnede bu denli güçlü ve yıkılmaz görmemizin bir
sebebi bu diyebiliriz.
Beynimiz öğrendiği bilgileri ilişkilendirerek bizi hayatta tutmaya çalışır.
Eşref’in zihnindeki öğrenmenin “güçlü olmazsam hayatta kalamam” olduğunu
söyleyebiliriz.
Bu düşüncenin insanı farklı yerlere sürükleyebileceğini görebilirsiniz. Eşref için de tam öyle oluyor. Hayatta kalma ihtiyacı onu suç dünyasıyla tanıştırıyor. Her ne kadar hayatta kalma ihtiyacı onu suç dünyasına sürüklese de bir yandan güçlü olmakla ilgili vardığı kanaat, onu yeraltı dünyasında zirvelere taşıyor. Yetimler isimli suç örgütünde saygı duyulan bir mertebeye ulaşmış oluyor. Bir yandan da Yetimler onun için bağ kurduğu alan oluyor. Çünkü her insanın bağ kurmaya ihtiyacı vardır. Eşref de bu bağı ortak kaderi paylaştığı yetimlerle kuruyor.
Bağ kurmak demişken Eşref’in kurduğu bağlara bakmakta fayda var, çünkü ilk karıştığı suçun ardında bir kıza karşı duyduğu derin bir bağlılık yatıyor.
3. Eşref’in Rüya’sı
Henüz 14 yaşında, Afyon'da mevsimlik
işçi olarak çalıştığı sırada tanıştığı ve adını bilmediği bir kıza "Rüya"
ismini veriyor. Bu genç kız, Eşref'in hayatında derin bir iz bırakıyor. Ancak,
Rüya'ya yönelik bir tehdit karşısında, Eşref onu korumak amacıyla şiddete
başvuruyor ve bu olay sonucunda ıslah evine gönderiliyor. Bu ilk şiddet eylemi,
Eşref'in suç dünyasına adım atmasının başlangıcı olur.
İşte bu ilk suç deneyimi, onun ilerleyen yıllarda
"Yetimler" adlı bahsettiğim suç örgütünün önemli bir üyesi haline
gelmesine zemin hazırlıyor.
Eşref’in kızla kurduğu bağın ne kadar derin olduğunu görüyorsunuz değil mi?
Onu bir suça karışacak kadar çok sevmiş. Burada adalet duygusunu da hesaba
katabiliriz, fakat bağlılığı buraya kadar değil.
Eşref kalbini 14 yaşından bu yana sadece bir kadına adamış. O kadar büyük bir sadakat hissediyor ki ona karşı başka birini sevebilmeyi düşünmemiş bile. Adını bile bilmediği, daha çocukken tanıdığı birini aklından hiç çıkarmamak, gerçekten kalbin bir defa sevdiğinin kanıtı mıdır? Yoksa derinlerde kendi varlığını anlamlandırmak için bir kişiye tutunmaya mı ihtiyaç duyuyordu?
Eşref’in bir ailesi olmadığından, bağ kurmada güçlük çektiğini konuşmuştuk.
Bir insan erken yaşta ebeveynleriyle sağlıklı bağ kuramazsa, bağ kurmayı
öğrenmekte de zorlanır. Bu nedenle birine duyduğu bağlılıkta ona karşı aşırı
anlam yükleyebilir
Bu durum aslında bize şunu söylüyor, Eşref Rüya’yı değil zihnindeki o ideal
imgeyi seviyor. Bu imgeyi yaşattığı sürece Eşref içinde bastırdığı yoğun kayıp
ve yalnızlık hissini bastırabilir. Rüya’ya sadık kalırsa kendini
anlamlandırabilir. Çünkü onu o yalnızlığın içinde ‘gören’, tekrar kalbine
sevgiyi tattıran Rüya olmuş, o halde Rüya varsa Eşref de var. Rüya varsa Eşref
yalnız değil.
Yüzleşmek istemediğimiz kimi
duyguların üzerini örtmek için bazen başka daha güçlü duyguları kullanırız. Biz
o güçlü duygularla meşgulken korktuğumuz duygudan kaçabileceğimizi sanırız
çünkü.
Bu yüzden Eşref, Nisan’ı sevdiğini kendine itiraf etmekte zorlandı. Çünkü
Rüya’yı bırakmak için o duygularla yüzleşmesi gerekiyordu.
Peki Nisan, Eşref’in bir şeylerden kaçmasını sağlıyor mu? Rüya’yı
bırakabildiğinde gerçekten bunlardan özgürleşti diyebilir miyiz? Eşref terapi
koltuğunda karşıma otursaydı, bu soruların cevabını içinde bulmasına zaman
ayırırdım mutlaka.
4. Gölge Yön ve Maskeler
Eşref’in davranış örüntüsüne dikkatle baktığımızda, yetim çocuklara duyduğu
merhameti, Nisan’a karşı korumacılığının yanında gözünü bile kırpmadan adam
öldürdüğünü de görüyoruz.
Bu bizim için bastırılmış öfkenin işareti. Eşref’in ne kadar soğukkanlı,
ağır abi tavırları sergilediğini görüyoruz, bu sessizlik maskesinin ardında
gizlediği duyguların bir şekilde dışarı çıkması gerekiyor. İşte bu bastırılmış
duygular da örneğin birini hiç tereddüt etmeden öldürdüğü bir anda ortaya
çıkıyor diyebiliriz.
Sevdiği kadınlara yüklediği anlamı incelediğimizde de ya bir kadını idealize
ediyor ya da korunacak bir nesneymiş anlamı yüklüyor (Belki kendi kurtaramadığı
çocukluğunu, Nisan’ı kurtararak telafi etmeye çalışıyor). Burada ilişki kurma
yönünde gerçek bir temas ve duygu geçişi göremiyoruz. Çünkü Eşref, kendi
duygularına ulaşamıyor.
Kişi kendini yaşayamadığında bir maskeye ihtiyaç duyar. O maskenin ardında bir ömür bile geçirebilir ama gerçek bir duyguya temas edemez.
Eşref Tek,
dışarıdan sert ama iç dünyası karmakarışık bir karakter. Görünürde tam toplumun
istediği gibi bir “erkek figürü” ama içinde kayıp bir çocuk yaşıyor.
Aşkı, gücü, bağlılığı ve öfkeyi tek bir potada taşıyor ama hiçbirini tam
anlamıyla dönüştüremiyor.
Bu yüzden
Eşref’in hikâyesi bir aşk hikâyesi değil; bir kimlik savaşı.



Yorumlar
Yorum Gönder